Etiket: Uncategorized

Rimmel London Rujlar

Merhaba,

Bahar tam geldi diyoruz havalar bir anda soğuyup kışın hala kapıda olduğunu hatırlatıyor bize. Kısmen bahar geldi fakat ben yine hastalıktan yatak döşek yerlerdeyim. Her yıl yılın bu mevsimi hasta olmak bende geleneksel oldu artık. Hastalığı bırakıp güzel bir haber vermek istiyorum. Facebook’ta 3000 i geçmişiz. Önümüzdeki ay bunu kendi çapımda kutlamak istiyorum. Umarım gerçekleştirebilirm. Beklemede kalınız lütfen.

Gelelim günün yazısına ruj sürmeyi çok seviyor, alıyor fakat hiç sürmüyorum. Geçen ay elim sıkça bu üçlüye gitti. Rimmel London rujlarını sevenlerin çok olduğunu biliyorum ben de bir nude bir pembe ve birde kahve pembe arası bir rengi var elimde.

DSC01975

Hepsi ayrı serilerden. Kırmızı Kate Moss serisine ait bebek pembe rujsi en sevmediğim. Dudağa sürülünce bildiğin pütür pütür parçacıklar bırakıyor. Ve gaza gelip aldığım bu renk benim dudaklarıma ne yazık ki hiç mi hiç yakışmıyor.

DSC01974

03 numaralı nude ruj sanırım ilk Kate Moss serisinden en sevdiğim. Çok kremsi ve güzel bir yapısı var dudak çizgilerine dolmuyor fakat çok kalıcı değil altına muhakkak dudak kalemi kullanmak gerekiyor.

DSC01971

Mor kaplı 077 numaralı Asia adlı ruj da sevdiğim rujlardan birisi. Kremsi yapısıyla dudakları çok güzel nemlendiriyor. Çizgilere dolma gibi bir sıkıntıyla karşılaşmadım. Kalıcılık çok çok iyi değil ama gün içinde bir iki tazelemeyle idare ediyor. Bu üç ruj arasında en kalıcı olanı da Asia aynı zamanda.

Rimmel London rujlar hem ucuz hem de geniş renk çeşitliliğine sahip indirimdeki fiyatlarıyla insanı daha da cezbediyorlar. Siyah seriden denemek istediğim bir kaç renk daha var. İndirim zamanı muhakkak bakılacaklar arasındalar.

Şimdilik hepsi bu kadar başka bir yazıda tekrar görüşmek üzere hoşçakalın

serinuserinus

Geri döndüm!! Düğün, Gelinlik, Saç, Makyaj vs.

Merhaba,

Evimiz yeni olduğundan TTNET sağolsun 2 aydır bir internet bağlayamadı. Bu yüzdendir ki blogla hiç ilgilenemiyorum. Bu kısa bilgilendirmeden sonra yazının ana temasına geçebilirim sanırım.

Daha önceki yazımda paylaştığım üzere evlendim :). Yazının temel konusu bugün düğün, saç, makyaj ve gelinlik olacak. Her genç kızın hayali evlilik, düğün, gelinlik seromoniler. Sevdiğiniz insanla aynı hayatı paylaşmak kulağa son derece keyifli gelse de öncesinde yapılan seromoniler hep korkutmuştu beni. Ben İstanbul’da yaşarken eşimin Eskişehir’de yaşaması ve bundan sonraki hayatımıza da Eskişehir’de devam etmek istememiz İstanbul’da bir nikah ve daha sonrasında da Eskişehir’de bir düğün yapmamız şeklinde bir kararın ortaya çıkmasına neden oldu. Sonuçta bir şekilde nikah kıyıldı, düğün yapıldı yemekler yenildi, içildi, eğlenildi ve çok korkulan bu olay çok şükür ki son buldu.

Gerginliklerin temeli hep en güzel olma isteğinden kaynaklanıyor bence.  En güzel saç benim olmalı, en güzel gelinliği ben giymeliyim, öyle bir makyaj yapılmalı kiiiii içimden bir başka ben çıksın. Beklentilerim hiç bu kadar yüksek olmadığından. Çok şaaşalı bir gelin olmaktan ziyade zarif ve istediğim sadelikte bir gelin olmak istediğimden benim çabalarım hep bu yönde gelişti düğün boyunca. Gelinliği ele almak gerekirse. Kafamda hiç bir şey yoktu. Modellerden bile bihaberdim çünkü hayatımın hiç bir dönemi boyunca ben evlilik kızı olmadım. Çeyiz dizmedim ya da sürekli gelinlik giyme hayaliyle yaşamadım. Nitekim ilk gelinlik denememde yer yarılsa da içine girsem diye düşünmeden edemedim. Nasıl rahatsız, nasıl uyumsuz,nasıl çirkin bir şey diye düşündüm. Bunun tek sebebi gelinlik denediğiniz moda evlerindeki gelinlik bedenlerinin 36 beden olması ve giydiğiniz hiç bir gelinliğin üstünüze şak diye oturmayıp saçma sapan bir hal alması. Terzilerin bu sana böyle oldu ama ben şöyle dikiyorum böyle güzel yapıyorum vs. demesi hep farazi olduğundan gelinlik mevzusu benim için çok korkutucu bir hal almaya başlamıştı. En sinir bozucu durum da şu oluyor bu süreçte işin içine gelin, düğün, çeyiz kelimeleri girince 1 liralık mal 10 lira oluyor. Normal temel bir gelinlik için 2000 TL’yi gözden çıkarmanız gerekiyor. Pierre Cardin, Akay, Pronovias’a çıktıkça bütçe daha da büyüyor. Bence eder mi etmez. Aşırı kabarık, straplez ya da çok süslü püslü modellerden hoşlanmadığımdan kendi kafamda bir model oluşturdum ve ona göre güvendiğim bir moda evinde diktirdim. Güven kısmı nasıl oluştu derseniz. Geçen aylarda evlenen bir arkadaşım diktirdiği yerden memnun kalınca dikiş vs. temiz olunca risk almayıp ben de orayı tercih ettim. Herşeye rağmen aksilikler yok değildi. Provalara düğünde giyeceğim ayakkabıyla gitmeme rağmen yine de uzun olmuştu etek boyları bu durum biraz canımı sıktı. Sonuç olarak kısmen içime sinen bir model oldu. Herkes çok beğendi. Nitekim ben de giydikçe sevdim. Yalnız kuru temizlemede gelinliği harap etmişlerdi resmen. İkinci giyişimde ilk giydiğimdeki kadar güzel durmadı gibi hissettim üstümde. Şimdilerdeyse kanepenin altında ömür çürütüyor zavallım.

Saç, makyaj vs. konusu da bir şekilde halloldu. Nikah için uzun yıllardır kuaförüm olan ve kendimi emanet etmekten hiç korkmadığım  Norm Güzellik Merkezinden Cemal Bey yaptı saçımı. Saçlarım çok az ve ince olduğundan postiş kullandı yer yer. Sonuç çok memnun ediciydi. Makyaj konusu ise kafamı karıştıran ve ne yapmam gerektiğini bilmediğim bir konuydu.  Kuaförün deneyimli makyözü Zerrin Hanımla birlikte yaptık makyajı. Ten makyajında kendimi ona emanet ettim ama göz makyajında çok sade ve beni yansıtacak bir şeyler olsun istediğimden fırça zaman zaman benim elimeydi. Hayatımda hiç bu kadar kaprisli ve gergin olmamıştım sanırım. Aklım sürekli trafikteydi acaba yetişecekmiyiz? Kirpik vs kullanmadım. Başka bir insanmış gibi hissetmeme neden oldu kirpik. Kirpiklerimin de maşallahı olduğundan çok ihtiyaç kalmadı kirpiğe. Ten makyajının kalıcılığını göz ardı edersek son derece günlük bir makyajdı hatta. Ben de tam olarak öyle olsun istiyordum nitekim 20 yıl sonra dönüp baktığımda geçmişte kalmış bir dönem makyajından ziyade hala geçerliliği olan ve göze hoş gelen bir makyaj yaptırmayı tercih ettim. Başarılı da oldum sanırım.

.

Eskişehir’deki düğünde son derece rahat ve gevşektim. Hatta biraz fazla gevşektim sanırım. Evleneceklere tavsiye bence 1 yerde 1 tane düğün yapsınlar ikincisi ilki kadar keyifli olmuyor. Ben mesela nikahtan daha çok keyif aldım. O minicik seromoni daha anlamlıydı bence. Düğün, gelin olayları olunca uyduruk yerler bile 600-700 tl fiyat çıkarıyorlar saça. Hop bakalım orda dur dedim ve gittim normal bir topuz yaptırdım saçıma. Duvağı ilk danstan sonra biraz takıp çıkardım. Düğün boyunca saçlarım bozuldu ama kimin umurundaki amaç eğlenmek. En uyduruk kuaför bile makyaja 200 tl diyor,porselenmiş. Sen daha MAC diyemiyorsun pabucumun porseleni. Ürünleri incelediğimde çoğunun sahte olduğunu gördüm. Bu işi bilmiyorsanız kandırılmanız çok kolay. Hele yaptıkları o katman katman makyajlar aman tanrım. Damat olsam orada terk eder giderim gelini vallahi. Nitekim makyajımı kendim yaptım. Hatta hızımı alamadım gelinliğim üstümdeyken kız kardeşlerimin makyajını da yaptım. Onları başkasına emanet edemezdim. Böylece saç, baş hallolmuş oldu. Genel olarak da çok beğenildi. Lakin şu bir gerçek Eskişehir’de iyi kuaför yok.

DSC00806de-1024x934

 Dans demişken o da ayrı bir komedi bence. Yıllardır birlikteyiz daha bir gün bile dans etmiş insanlar değiliz eşimle. Düğün danssız olmaz edeceksiniz dediler ettik. Aman allahım nasıl zor nasıl kasıntı bişi. Bitsin diye yarıda kestirdik vallahi. Bir daha da tövbe.

Tatlı tatlı hatıralarla dolu bir evlilik dönemi oldu benim için. Ailelerimiz çok anlayışlı olduğundan bizi hiiç kırmadılar. Annelerimiz, babalarımız ve diğer büyüklerimiz hep yanımızda olduğundan rahat bir dönem geçirdik. Herkese sonsuz teşekkürler. Bir de taaa İstanbul’dan kalkıp Eskişehir’e gelen ve Eskişehir, Kütahya’dan kalıp İstanbul’a gelen dostlarımız, arkadaşlarımız vardı ki bence düğünün en keyifli yanı sevdiklerimizi yanımızda görmekti. Verdikleri mutluluk paha biçilemezdi. Böyle bir giriş yazısından sonra bloga döndüğümün haberini verip kaçıyorum.

Tekrar görüşmek üzere hoşçakalın

serinusserinus

Yeni Başlangıçlar Mevsimi

Merhaba,

Uzun aralarla doldu blog. Son 10 yazıdan 8’inde uzun aralar verdiğimi söylüyorum ve bu durumdan hiç memnun değilim gerçekten. İşe başlamamla birlikte uzak kaldığım bloguma işten ayrılmamla birlikte geri döneceğimi düşünmüştüm ki yanılmışım. Bu sefer de evlilik telaşı, taşınmaydı, o lazım bu lazım aa bak şuna da bakılacaktı derken zaman nasıl geçiyor anlamıyorum bile bloga tam anlamıyla dönüşüm 20 Eylül sonrası olacak diye düşünüyorum. Bu süreçte fırsat oldukça yazmayı planladığım 2 yazı var biri taaa Haziran ayında gönderimi yapılan ve kokusu bana tam anlamıyla yazı çağrıştıran bir parfüm olan Atelier Rebul’un Noble Bouquet adlı parfümü diğeri ise  sonbahara girişimizle birlikte sıkça ihtiyaç duyacağımızı düşündüğüm nem maskeleri hakkında olacak. Benim favorimse hiç şüphesiz Lancome!!

Blogu ilk açtığım zamanlarda sıklıkla bahsediyordum. Eski takipçilerimin bildiği üzere üniversiteyi Eskişehir’de okumuştum ve şimdi tekrar Eskişehir’e gidiyorum. Evimiz orada olacak. Rüzgar bizi başka yerlere savurana kadar da Eskişehir’den ayrılmayı düşünmüyoruz. İstanbul’un keşmekeşinden sonra o dinginliğe gerçekten ihtiyacım var.

Bu aralar çok dalgınım yapmam gerekenleri unutuyorum. Gelinlikti kınaydı yok nikah şekeriydi aa düğün nasıl olacaktı diye uğraşırken Temmuz sonunda başlattığım ve 2 Ağustos’ta biten twitter çekilişinin kazananını bile açıklamayı unuttum. Sağolsun bir takipçim hatırlattı da açıklamak aklıma geldi. Hem taşınma hem toplanma telaşıyla uğraşırken bir de ailemi başka bir şehirde bırakacak olmanın üzüntüsünü yaşıyorum. Hal böyle olunca elim ayağım birbirine girmiş durumda oluyor. Bu sıkıntılarda tek tesellimde yarı çalışır durumda olan hızlı tren. Lütfen bir an önce tam anlamıyla tamamlansın ve Eskişehir İstanbul arası 2 saate düşsün! Tanrım lütfen duy sesimi! Geliş gidişlerimi inanılmaz rahatlatacak ve uzakta yaşıyor olmamı bir nebze olsun hafiletecek bir ulaşım aracı olacak bizim için hızlı tren. Amin!

Ufak bir bilgilendirme yazısı olsun bu da. Hiç bir yere gittiğim yok. Buralardayım yine. Zorunlu aralar veriyorum sadece. Tekrar görüşüp hayatı paylaşmak dileğiyle hoşçakalın!!

serinuserinus

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.